papaz

April 30, 2008

modern öncesi sessizlik ya da barbarların istifası

bir itiraforoz ruhla beden arasında

galibA bu yolda mağlub “O”

kim ayırdı sevenleri özNEsne’yi?

celladla cerrah aynı rahimden çıkmış kardeş isimleri gibi

cellad büyük olanı bıçkın, küçüğü okudu

giyoTin bilimleri:

- öz ne? nes ne?

- kes be!

- kestim

önce

April 30, 2008

sıkış pıkıştım kaldım bir sözcüğün birine ait olmasına

bir şiir ki tek sözcük

tek sözcük ki bence ona ait

onca(,) sözcük kime ait:

kalabalık ve delgeç

bir gözüm diğerini göremedi hiç bir zaman

önce surat vardı tüm bir surat sonra delgeç

ve sonra iki göz

ve böylece kalabalığı gördüm

ve kördü(ğü)m.

sablon kafa

April 26, 2008

kafandaki stenciller! stencil kafalar! kafana spray sık kafana! beynindeki sablonlar, kalıplar bi cıksın ortaya! ak taraf kara taraf! sonra kır kafanı! vur o duvarlara!

G.B.A. 12 ki

April 25, 2008

“Konuşuyorsam, önceden düşündügüm anlamına gelmez.” Gibi Bişi

fiktif

April 17, 2008

falsız kalmış afal bir bile bile bilimsel dünyanın

geçmişi görebilimmesi sade ve sade kahverengi desenlerde

halbuki rüyada bibi şeyler olmuyor mu ki herkese acayıp

cayıp gidicem derken yüzüme vurdu uykuda günes

uyandım ama acmadım henüz gözlerimi ayıp

hal bu ki yani uyanmak ön önce gözü açmadan gerçekleşir

resmen resmeden bir ressam gibi

şahidim daha güzel olduğuna resmettiğim resmin resmettiğim nesneden

açtım gözlerimi

(boşluk)

açtım gözlerimi ki ne göreyim

bir ışık bana doğru geliyor bile bile

hemen saklandım ilk bulduğum karanlığa

kapadım gözlerimi

I tesp it.

April 14, 2008

nası espri ama gene bomba:)

simdi boyle altalta yazıcam gundelikci hayattan tespitlerimi. cunku kafamda biriktirdim ve hepsi nası kafamda birikmis halde durabiliyorsa onu buraya da yansıtmak istiyorum. boyle altalta baska kucuk everyday lifelardan seyler birarada. everiday life ve biraradalık kavramı zaten gundelik hayat sosyolocisini(tespitbilim) acıklar bize, kucuğun icindeki buyuk toplumsalı. genc kız boyle dusunuyordu butun gun saksısında o kucuk ayrıntıları hafızalamaya calısırken. birden telefonu caldı ve telefonunda yazan ismi hatırlamıyordu. evet saksısı hep sırf aslında bloguma malzeme olsun(ah uykusuzda yazabileydim keske) icgudusuyle biriktirdigi kucuk toplumsallarla dolmustu. toplumsal buyuktu aslında. kucuk olan ise ayrıntıydı. bir nevi kısaltmaydı bu kucuk ayrıntının buyuk toplumsalının kısa hali. halbuki o sanıyorduki hayatı boyle yasıyor, halbusu sırf bloguna malzeme toplamak adınaydı bu. kucuk ayrıntıları yakalamalıyım, yakalamalıyım, yykalamalyım. evet ucucunde sıcıyordu hep. cunku zor bir kelimeydi yakalamak yazmak ve sıcıyordu ustune bir sonraki ucuncu kelimesinde de kekeliyordu. cunku yakalamak zordu özünde aslında.

kız kendini kaybetmisti artık. o kadar ki bir saatin tik takına kilitlenmek gibi, sırf tik tak sesini duyuyor ama zaman kavramını kaybediyordu. saate dısardan bakıp buyuk zamanı gorup saat kac olmus lan oha saatlerdir mal gibi aynı tik takımı izliom ben diyemiyecek kadar . tik takımı. evet o takımdandı o da. bu kucuk seysileri tespit artık tik olmuş ağaçkakandı artık. duysa ağaç senin kakandır bir kereeem tımammı diye espri yapardı bile yani. kerem kim desem apışıp kalırdı ama.

telefon caldıgında yazan isim keremdi ve evet hatırlamıyordu kim oldugunu. bi an bunu bloguna bir tespit olarak yazabilecegini dusundu bi an ve rahatladı. ne zaman dusunmuyorduki zaten. her an herseyi yazabilirdi bloguna cunku herseyden bir tespit cıkardı. ama problem de buydu zaten evet herseyden bir tespit cıkardı ve bunun ona ozgu bir tarafı yoktu. ama ole herseyin icine girmeye calısıyordu ki kücük ayrıntıllarda kaybolmus derler ya o kliseydi iste. ama saksısı da o kadar kucuktu ki sadece kucuk ciceklere yer vardı. sulaması da dert değildi hem, az su giderdi o çiçeğin üstüne, kim beslicek büyütücek yeşerticek. suyu da azdı zaten. yani diyordu blki bir gun oyle bir kucuk toplumsalla karsılarsırım ki hayatımın tespitiyle ona suyu nerden bulurum diye dusunuyordu. haklıydı beyni cok az su üretiyordu ve tabiki sebebi kuresel ısınmaydı cunku. bu yuzden kuresel ısınmaya da karsıydı, hic bir etkinligi kacırmaz geceleri tum fisleri cekerdi.

o kucuk beyaz atlıtoplumsalına beyninin su uretemeyicigini için için hissediyordu beyni su üretmediği için sadece hissediyordu. mesela hisleri de cok gelisikti oyle hissediyordu genc kız gene beyni su üretmedigi icin sadece hissediyordu. ama belki o kadar guzel bir beyaz atlı kucuk toplumsalsa, hayatımın toplumsalıysa amımın suyu akar da oyle beslerim diye dusunuyordu beyaz atlı tespitini. en azından hic yoktan. bu toplumsaldan da buyuk olan bir de beyaz at da olacaktı cunku. onun da hayalini kuruyordu. suyu hakikaten azdı bu genc kızın.

suyu azdı birden ve kerem yazıyordu ve hatırlamıyordu. niye hatırlayamadıgını da bilemiyordu, hissediyordu belki. belki de kerem. oydu. beyaz atlı toplumsal tespit. 5 kere calmıstı telefon henuz. kerem de zorluyordu belli. aa dedi telefonların kac kere caldırıldıgına dair bir tespit yapabilirim dedi. geneldde dortdur oyle yazayım bloguma diye dusundu bi an ve rahatladı. mademki 4u gecmisti kacırmak istemedi bu sansı biliyorduki her an kapanabilir. bi kere daha caldı. elleri titriyordu cok heyecanlanmıstı. telefonu bi an icin hani filmlerdeki sempatik guzel kızın cok onemli telefonu acmadan once ahizeyi eliyle kapatıp sonra ellerini telefonla asagıda biryerde bulusturup bir kendini sıkıp nefes aldıktan sonra sogukkanlılığla telefona cevap vermesindeki gibi bi hareketle ahizeyi degil ama titreşen ceptelefonunu apış arasına goturdu. evet hissediyordu titresimi. bunu yazmalıyım dedi filmlerde neden bu hareketleri yaparlarki diye gecirdi icinden bi an ve rahatladı. hissediyordu ki o filmlerdeki gibi goturmemisti sanki. hissediyordu. telefonu actı ve cevap verdi.

gene kacırdı beyaz atlı tespitini. her zaman kacırmıstı zaten. neden bir turlu yakalamayorum diye dusunuyordu ve gene yanlıs yazıyordu. cunku yakalmak zordu. cunku hissettigi ama bi turlu farkedemedigi bir sey vardı ki hersey bir tespitti zaten. herseyden bir tespit cıkabilirdi. bir değil birlerce tespit cıkabilirdi. ve daha kotusu bunu herkes biliyordu zaten kasılıcak bir taraf yoktu hayat denen o atlıkarıncaydı bu cunku ve o sanki kendisi bulmus gibi hissediyor ve bulucam diye ufak hep daha ufak seyleri bulmalıyım diye kendini harap ediyordu. ayrıntı olursa daha degerli olurdu sanki. saksısının yettigi kucuk tespitlere dalarken iste herseyi goremediginden bu hazin durumunu da farkedemiyordu. hayatı gozlemlim, sosyal olayım derken bitlerle, mikroplarla, amiplerle arkadas oluvermişti. cunku insanların hep daha kucuk ayrıntılarına girmeliydi.onlar sanki daha degerliydi bulması. biri saati sorsa hey akrepi buldum diyecekti ne enteresan bişi diye. iste zaten saksısında acan cicekler vardı, gecelerde ve yalnız. vermeye hic fırsatı olmuyordu ya da cok az. evet bedri rahmiyi de severdi. ama niye sevdigini hiç hissedemedi. gene aynı sebebden. aynadaki dudagının altındaki beni bizzat kendisi sanıyordu genc kız. cunku onu bulmustu aynada. dayanamıyordu iste hastalık gibin pust gibin bisiydi iste. tum ayrıntıları sade kendi saksısına gore estetize etmeye calısan faso gibin bisiydi iste. saksısı kucuk kendisini modern sandıgından faso oldugunu da bilemezdi yavru. iste beyaz atlı prensi de benzer sebebden kacırdı tabiki. cunku beyazatlı prensin de en ufak ayrıntısına odaklamıstı kendini. bir an önce tespit etmek istiyordu keremin toplumsalını ve bloguna sokmak. apış arasında hissettiği hiç hatırlayamadığı kereme artık dayanamayıp yedinci calısında telefonu actı:

- aslı naber?

- kereeem cabuk soyle ne kıdar buyuuk?

- ney anlamadım?

- ya kac santim soylesene dedi hadi cıbuk!!

- ne?

-beyaz atı soruyorum be seni diil

-ne? nediyosun be?

- kereeem. kereeem. dur kapatma. onemli diil kac santimse kaç…

kerem ee be deyip çat kapadı. o an bunu yazmalıyım bloguma dedi o an ve rahatladı gözleri kapalı hafif bir gülümsemeyle genc kız telefon kulagında kaldıgında. ama keremle aslıydı onlar aslında toplumsal olarak.

kerem de yani öküzün önde gideniydi. bi cakozlayamadı asıl kendisine konan talih kuşlu toplumsal tespiti. üzülme genc kız. çakozlayan biri çıkar seni.

haftasonu naaptın?

April 13, 2008

simdi haftasonu weekend demek. weekend’in içindeki wee’nin biz(fazla e vurgudan olsa gerek, yani tam cevirisi belki de bizz) oldugunu hepimiz biliriz. kend’e gelince -kendi gelse aslında- belki bunu herkes bilmeyebilir. ama deminki kendin kendiyle alakası salt söz oyunu değil, affinite var. benim ve kendim kelimeleri aynı anlamda biliyoruz. peki aradaki ortak nokta -im ekidir, yani aidiyet eki. onu cıkardıgımız zaman ne kalır ben ve kend. o zaman kend ben demek dostlar. hergun gundelik dilde kullanıyoruz ama ne kadar enteresan değilmi bu dil gündelik hayatın toplumsalı böyle bişi olsa gerek ve gerekli, olmazsa olmaz. olur diyen varsa olmaz, öyle. o halde weekend bizben demek. o zaman soru şu bizben naaptın? ne kadar anlamsız bir soru. bir kere bizben ne demek. hiç zorlamayın bir anlam bulmaya. bizben diye birsey yok ki dilimizde bir kere. insanlar birbirlerine neden manasız sorular soruyorlar anlamıyorum. hem soruyorlar sacmasapan hem de insanın dilini bozduruyorlar. toplumsalın.

marstahayatvar marstahayatyok marstahayatvar marstahayatyok marstahayatvar marstahayatyok marstahayatvar marstahayatyok marstahayatvar marstahayatyok

- aha yaprak bitti. mars’ta da hayat yok ne yarrak yicez simdi. atlıyorum uzaya allaıma.

- lan denyo, blogdaki post yazarken ki sayfa duzeni icabı marstahayatyok sona geliyor hep. duzgun gorunsun istiyon eşit falan. ole got gibi kalıyon sonra. basla bakayım marstahayatyok’dan. hem sıkılıyon karı yok is yok marslara medet umuyon hem duzenini de bozmuyon.

- hastir doru la. du tersten baslıcam. bu sefer duzeni de skerim takmıcam. ne o şiir gibi.

- olm bak hala…rtuk mu var lan. sikerim yazsana skerim ne ya. ne bu amına koyim kendini önemli hissetme. sanki butun millet seni okuyo da denetleniyon. instutilize bişi yapıyon. kamuya mal oldun sanki.

- ya dur bi ya. aha da burdan baslatıom bak duzensiz hesabı: marstahayatyok marstahayatvar marstahayatyok marstahayatvar marstahayatyok marsta hayatvar marstahayat yok marsta hayat var marstaha yatyok marstah ayat var be ya marstaha yat yok mars taaa hayatvar marstahayatyok marstahayat var marsta hayatyok mars tahay atvar marsta hay at yok m arsta hayatvar m ar st aha yaty ok tamam geldi abiiii yaaa iyice noldu simdi abi sonuc noldu simdi mevzuyu kaybettim hani duzensiz olunca var olcaydı.

- ya dur olm sakin ol. ben sana duzenli baslarsan kesin marstahayatyok gelir dedim. duzensiz olursa kesin var demedim ki. duzensiz olunca en azından yok ortadan kalktı.

- ya abi var da ortadan kalktı demegoji yapma bana ya. ortada kaldım got gibi. atlıcam ya orta yere.

- ya dur olm atlamak özüm mü sanki?

- ne diyon abi ya? çözüm mü dicektin. klavye mi basmadı?

- yok olm öz öz. atlamak özüm diil. oh papatya paramparça.

- ya abi teoman mısın sen yoksa ya dogru soyle. yarım saattir aynı şarkıyı sardın siktim belamı.

- tamam lan itiraf ediyom ben acun. marsavarmısın yokmusun?

- aa acun abi. bilmiyorum abi ya. etkilemek de istemiyom ki kendimi. çok küçük hissediyom sanki benimkini ya.

- kaç mesela.

- abi valla ne bilim ikibir falan.

- ee o zaman mars oldun olm. ama at istersen.

- abi yok mars ya.

benden de bi o kadar ki

April 11, 2008

butun gun yorgunluk. ayakta kalmıssın. is çıkışı saati. ve otobus sıkısır. ilerleyelim arkadaslar. rulet döner ve gider iki yanyana oturan fiskoscu teyzenin üstünde durur. daha kıpırdıcak yer de kalmamıstır. oyun kapanmıstır. bi el daha cevirelim ruleti dersin yalvarırsın nafile.

laptopum acılırken de bi an var tam windows acılmadan once herseyin bi gidip geldiği an, o an ben de bi gidip geliyorum. hapşırdığında kalbin dururmuş ya oyle bir his. benim boyle kucuk klas(tro)fobilerim var.

mesela sapcostta cennocting the chennal diyor ya o an the chennal is ollfine yazdı mı içim gidiyo. ne gerek var ya. beffuring yazdı mı nası mutlu oluyorum ya anlatamam.

mesela bi de ofsayt vardır. bariz olmayan tam çizgideki ofsaytlar. bayrak kalkar dal sarkar. işte öyle bi an hapşırıyorum.

bu teyzeler vapurlar olmasa bloglara ne yazılıcak merak ediyorum yanlışı. (hani doğrusu denir ya, şimdi anlam ne oldu anlamadım yannız). bi de uykusuz penguen skerim lan ne bu ne basit iş yapıomusuz herkes yapabilecegini sanıyo deyip kendini tasfiye etse. cok isteyen kendi uykusuzunu penguenini cıkarsın madem laleler deyip.

sanki igne(leme) deliğinden ardarda (turan) tespit (tespiri) yapıyormus sanatkar hisli yazıların kapatılması, youtubun açılması için takas edilse mesela. herkes tespit yapabiliyor, şimdi de yapılıyor, sırf herkes yapabiliyor tespitini yapmak adına. herkesin tespiti kendine girse. herkesin kendini önemsemesi kendini önemsese sadece. herkes kendi blogunu okusun o zaman.

yarraaım. kendini hiç kıl sanma emi. gulucuk smiley.

hey sen

April 4, 2008

ne dinlerdim seni be…