iğrenç bir müzik grubuyduk
October 28, 2008
ama çok zevk alıyorduk
bi siktir git kendinle ugras
October 26, 2008
bak yine dedikoducu
hadi bana eyvallah
October 26, 2008
neşeniz bol olsun
bi daha böyle bir şey yaşamıcam
October 26, 2008
kendime söz veriorum
geber emi
October 15, 2008
“ama beni sevmeyen sevmesin. görüşmesin benlen hiç o zaman.”
beter ol
October 15, 2008
“ama yalnız kalmak istiyorum yapayalnız. yapayalnız bırakılmak istiyorum.”
O9
October 12, 2008
selam, ben osuruk sesini duyan adam, herolardan bir hero. 1km çapta tüm osurukların sesi gelir kulağımın içine. hepiniz, adem kızlavı havva ovulları, her birinizin ayrı ayrı nevigötüne munhasır osuruk sesi var, biliyor muydunuz, hayır, bunu bir tek ben bilebilirim. bazan otobüste gözünüzün içine içine bakarım, “niye bakar bu adam”, duydum, kaçamazsın. ama kokusu gelmez. koku konusunda üstün bir yeteneğim yok, herkes kadar. olsun da istemem zaten. ama ses!
bir kere duydum mu hafızaya kazırım. 1 km çapında yol boyu osuranlar var desem inanır mısınız? inanmazsınız. kendi götünün sesinden haberdar mısın? hayır. insan sesleri nasıl ayrılır işte aynı onun kadar ayrılır osuruk sesleri de. hey sen soprano! sahilde kimsecikler yok sandın dimi! hey sen altomarakas inönü stadında delikanlı gibi zıplıyordun gürültüde. ama duydum seni işte! işsizim, belki polisliğe başvurayım diyorum ha. bilmem ki, komiserim en son kırmızı ışıkta durduğunuzda yellendiniz desem işe alır mı ki beni, hayır almaz! of, nası yapıcam bilmiyorum. belki deney yaparız ve o zaman işe alırlar beni ve belki de…bir osuruk sesi bankası evet. artık herkesin kaydını alırlar ve O9′u olurum teşkilatın. neden olmasın? misal bir katil mi aranıyor, osurduğu an yakalarım ve osurur da, ademin kızları havvanın oğulları, osuruk götte durduğu gibi durmaz. belki bir operasyonda teşkilattan bir meslektaş osurukla gizli mesaj gönderebilir bize! neden olmasın?
Bilmiyorum, aslında biraz kafayı yicem. her an osuruk sesi var kulağımda. bilmiyorum. bir de…bir de…evet ben osuramıyorum…
kaşlarım kalın
October 6, 2008
Pek bu tarz direk politik yazılar yazmam ama dayanamadım buna artık. Yazmama sebebim pek umursamiyor olmam aslinda politikayi, kendi ozel ve gundelik dertlerimin otesinde . bunun da cok dogal ve boyle olmasi gerektigini dusunuyorum. cunku bir politikacinin ozel ve gundeligi zaten politikadir ve o da benim yaptigimi yapiyor aslinda ve o ozelini yasayabilsin diye ben kendi ozelimden her zaman feragat edemem. ve de zaten oyle veya boyle, aleyhine veya lehine, olaya alet edinilmesi için gelistirilen politikalar bunlar. “oyle veya boyle” konuya dahil olman ve önemli olan konunun “oyle veya boyle ısınması”. Ama alet oluyorum su an cunku ozelime giriyor artik, cünkü kaslarım kalın benim.
Bu “dogu kökenli” tabiri bu aralar aldı basını gidiyor medyada. Ozellikle de elestirmek istiyorum ki Dogan grubunda. Bu tarz tabirlerin ince elenip sik dokunarak ve bir kararla kullanildigini da biliyorum. Bu “efendim adanada yok mersinde kavga cıkmıs, “dogu kökenli” oldugu sanılan kişiler, 18 yaşındaki genci bıçaklamışlar. Fotoğraftaki bıçaklanmış çocuğa bakın, azık tipten nanlayan onun da “doğu kökenli” olduğunu anlayacaktır bu arada o da ayrı. Peki ama bu “doğu kökenli” ne demek ya? Nereyi kastediyosun sen ya? Nerenin doğusu nerenin batısı? “Batı kökenli” neresi? Haber yorumlarina bakiyorum. Birileri benim gibi soruyor bu soruyu. Birileri de “belli iste arkadasim kim olduklari iste”diyor. bu diyen arkadas “bati kokeni” tarafinda mi acaba? TR’nin din, dil ve irk politikalarindaki iki kutuba “taraflastirma” politikasi hep ayni, hep ayni. Ya orasi ya burasi, ya kutup ayisi ya fok baligi…
Ben olayların mizansen olduğu düşüncesindeyim. Hatta eminim dicem ama öyle olmasa bile Kürt Türk gergiliğini bilinclice provoke eden olaylar. Çok acik. Dikkatli gozlemci bir vatandastan kacmamali bunlar. Nedense hep de tezkere izni alındıktan 1 ay içinde falan önce ufak olaylar, sonra bi iki Kürt kişi ile ilgili özel gazete haberi, sonra bir PKK baskını ve “pusu pusuna” sehitler (ne ugruna? ve saldirinin danisikli dovus olmadigina biri inandirsin beni, semdinli ve daglicadan sonra), sonra gene olaylar, sonra tezkerenin vicdanlarda da mesrulasmıs şekilde tatbiki. iste bu sekilde bir ivmeli olaylar dizisi. Nerdeyse hep aynı senaryo. Halkım da gazi tam yemiyor bir turlu ama askeri mudahale mesrulasmis oluyor. Tamam da “Dogu kökenli” ne demek ya? Ne manipüle etmeye calisiliyor? Çok ciddi hassas ayarlarla oynanıyor. Kası biraz kalın olanın, ince olanla gergin olacagı durumlar meydana cikarilmaya calisiliyor nerdeyse.
Bunlar oyle aman aman yorum ve tespitler degil tabiki. cok daha derin yorumlar yapilmaya musait bir konu aslinda ama vasat bir vatandasin kafasindan yazmaya calistim, “vasat vatandas” kadar bir vatandas bu kadar calistirabilir kafasini. Ben kasları kalın doğu kökenli, cok iyi batı eğitimi almıs ve hayatı boyu batıda yaşamış ama kökü doğulu, irki kökeni Türk bir gencim. kendimi dogudan batiya o kadar genis hissediyorum ki ve her iki “taraftan” dayim. hem “bicak atan” hem “bicak yiyen” olabilirim. zaten TR’de ya “bicak atan” sındır ya da “bicak yiyen”. iki kutub vardir her zaman. arada kalanin cani ciksin. ya kutup ayisi ya fok baligi. cunku burasi soguk havanin kutup ayisi ile fok baligi arasinda paylasilamadigi bir yer.
iki yil once hollandada yuksek lisans okuyan seref ogrencisi bi arkadasimla o aralarindaki sinirlarin kalktigi bir ulkeden diger ulkeye(hollandadan fransaya dogru) trenle postmodern bir yolculuk yaparken tam da bu konuyu tartisiyoruk. bu yakin doguya bir kere bile gitmemis (gitmesi de gerekmiyor), evinden internetten takip eden batili arkadasimin, nedense kendi varolusunu rahatsiz eden olaylara bakisi soyleydi: “abi cok sikildim, cizsinler ankaradan siniri valla neyse ne ya” sikildigi aslinda bu gundemdi belki de. gazetelerde baska haberler okumak istemesiydi. cunku aklim almiyordu, kendisini bir insani duyarlilik noktasi disinda kokten rahatsiz edebilecek hicbir “dogulu koku” yoktu cunku. Ben de dunyada yeterince cizgi oldugundan bahsettim. sorunlarin zaten “kendi” cizgisini cekme sevdasindan ciktigindan, cizgi cizmekten kaynaklandigindan. uzun bir tartismaydi 2 saat kadar. bu sirada sinirsiz avrupada hollandadan belcikaya gecmis parise dogru gidiyorduk.
Bu sinir dedigimiz Baudrillard’in simulakr ve simulasyon kavramlari gibi aynen, bunlari acikladigi harita orneginden farkli degil. aslinda harita uzerinde cizilmis simgesel cizgileri biri bana gosterebilir mi gercek dunya uzerinde? peki biri gene onlarin varolmadigini gosterebilir mi? ikisi de negatif. bizzat gercegin kendisi oluyor simgesel cizgiler. -mismis gibi olan hersey bayaa kafaya kaziniyor. dunyayi oyle algiladiktan sonra “o artik oyle oluyor”. “”Gerçeklik öldürüldü, mevcut olan simulakr‘dır.”, Baudrillard. Ankara’dan otesinde farkli bir evrene girecegim” diye dusundukten sonra artik orada cizgi vardir! gosterebilir misin cizgiyi hayir?! ama vardir! “Ankara’dan cizelim” ne demek ya? Ya da belcika ile hollanda arasindaki cizgi neydi de simdi biz gecebiliyoruz? Gecis vizesi midir sinir dedigimiz bu kadar basit mi? Dogu kokenli ve bati kokenli de cizgi cizmek degil midir? iste ne gercek ne kurmaca, ha haritaya cizmissin ve ordan kafalara kazinmis, ha boyle gundelik dilin icine yerlestirmis ve “belli iste arkadasim dogu kokenlinin ne oldugu” seklinde kutup ayisinin tekinin kafasina kazimissin. fark etmiyor.
Neyse cok uzar konu. sabaha kadar tezkere almis operasyona cikmis gibi bu konunun “daglarini” didik ederim ama ugrasmak istemiyorum. sebebi basta yazili. 2007′de e-muhtira donemi yazilmisti, gul cumhurbaskan degildi daha ve benim bjk kalecisi vedran runje’yi cumhurbaskanligina uygun gordegum bir donemdi. her an ve doneme uygulanabilir bu manzumeye bir de “ya dogu kokenli ya bati kokenli” dizesi eklemek istiyorum:
http://sesdenemebirki.wordpress.com/2007/04/29/kutup-ayisi-ile-fok-baliginin-paylasamadigi-soguk-havaya-taraf-olmak-ya-da-olmamak/
KUTUP AYISI İLE FOK BALIĞININ PAYLAŞAMADIĞI SOĞUK HAVAYA TARAF OLMAK YA DA OLMAMAK
ya kutup ayısı ya fok balığı
ya afrika zencisi ya sibirya beyazı
ya şeriat ya darbe
ya islam dogmacılığı ya laiklik muhafazakarlığı
ya dinci yobazlar ya ulusalcı bağnazlar
ya kayseri erciyes ya bjk
ya akp ya tsk
ya top ya tüfek
ya takke ya postal
ya çoğunluk diktatörlüğü ya azınlık diktatörlüğü
ya katakulli demokrasi ya 12 eylül rejimi anayasa-sının mahkemesi
ya apo gül ya başkomutan ağlat
ya benim dediğim ya hiçbiri
ya ne mutlu türküm diyene ya demiyenin vay haline
ya türk ya kürt ermeni rum çingene?
YA DOGU KÖKENLİ YA BATİ KÖKENLİ
ya atatürk ya atatürk
ya yıldız ya hilal
ya kırmızı ya beyaz
ya allah bismillah allahuekber
ya istiklal ya ölüm
ya runjeeee runjeeee